TUNUS HURMASI

Ramazan yaklaşırken hurma ithali de hızlanmış. Markette hayli uygun fiyata (200 gramı 30 TL) görünce alacak olduk. Ama içeriğine bakınca durduk. Çünkü:

“Hurma ve Glikoz şurubu” diyor…

Tunus’tan ithal edilmiş, burada bir yerli firma tarafından paketlenmiş…

Hurma zaten tatlı değil mi? Glikoz şurubuna ne gerek var?

İnternette kısa bir araştırma yapınca mesele anlaşılıyor…

Glikoz şurubu özellikle Tunus’tan gelen tatsız hurmalarda kullanılıyor, ürünü hem parlatıyor hem tatlandırıyormuş…

Sağlıklı hurmalar örneğin Medine hurması parlak değil, daha iri ve daha pahalı. 500 gramı 200 lira civarında…

Glikoz şurubu sadece hurmada mı var?

Market raflarında cicili bicili ambalajlar içinde yer alan bisküviler, gofretler, çikolatalar, kurabiyeler, şekerlemeler gibi tatlı ürünleri inceleyin. Göreceksiniz ki hemen tamamında glikoz şurubu kullanılmaktadır.

Genellikle genetiği değiştirilmiş mısırdan üretilen glikoz şurubu sağlığa aykırı olduğu için dünya ülkelerinde ya tamamen yasaklandı ya da kullanım kotaları düşürüldü.

Bizde bir süre kota konuldu sonradan neredeyse serbest hale getirildi.

Glikoz şurubu insanlarda hormonal bozukluğa yol açan,

karaciğeri yoran, böbrek işleyişini bozan, çabuk acıktıran bu yüzden aşırı beslenmeye neden olan özellikleriyle tanınıyor.

Hurma almaya niyetlenenler bu gerçekleri bilmeli…

GALATASARAY

Galatasaray, Sparta Prag takımına 4 – 1 yenilerek UEFA Avrupa ligine veda etti.

GS’ı şampiyonlar liginden eleyen Kopenhag takımının kadro değeri 84 milyon euro idi.

Sparta Prag’ın kadro değeri 54 milyon euro…

GS’ın değeri ise 206 milyon euro…

Pahalı GS onlara neden boyun eğiyor.

Çünkü onlar alt yapıdan yetiştirdikleri genç futbolculara özellikle Kuzey ülkelerinden aldıkları gençleri ekliyor. Formasyonu iyi gençleri takım oyununa alıştırarak düşük maliyetli ama sonuca gitmekte başarılı ekipler oluşturuyorlar.

GS ise büyük paralarla İngiliz kulüplerinin ıskartaya çıkardığı futbolcuları topluyor. Adları ünlü ama kendileri çaptan düşmüş. Bugün yarısı sakat, yarısı yedekte. Sahaya çıkanlar da tıknefes olunca 45 dakika 1 – 1’in üzerine yatıp tur atlama hayaline kapıldılar, büyük takıma yakışmayacak vakit geçirme taktikleri uyguladılar. Hem görüntü tatsızlaştı hem sonuç hüsran.

YILDIZ

6 Şubat’ın yıldönümünde deprem bölgesini gezen ve izlenimlerini Milliyet’e harika yazılarla aktaran Prof. Nuran Yıldız’ın bir sözü var ki, insanı derinden yaralıyor.

Depremin hemen ardından siyasi partiler, belediyeler, sivil toplum kuruluşları, iyi yürekli insanlar bölgeye yardıma koşmuşlardı. Ancak zaman içinde deprem bölgesi yalnızlaştı. Yardımlar kesildi. Hatay unutuldu.

Nuran hoca hepimiz adına özeleştiri yaparak sözü şöyle noktalıyor:

“Deprem sonrası yardım ettik diye unutma hakkımız var sandık.”

JACKSON

Quora diye sevimli bir internet sitesi var..

Çeşitli uluslardan insanlar diğer uluslar hakkında merak ettiklerini bu siteye yazıyor…

O konuda bilgi sahibi olanlar da cevap veriyor, konuyu aydınlatıyor…

Quora’ya yazan bir Amerikalı, Türk film ve dizilerini çok sevdiğini, sürekli Türkçe sözlü alt yazılı olarak izlediğini anlatıyor.

Ve bir merakını dile getiriyor:

– Sizin dizilerde sürekli olarak Jackson (Ceksın) diyorlar. Jackson’ın Türkçede bir anlamı mı var? Varsa nedir?

Bu soruya bir Türkçe öğretmeni cevap veriyor.

Kolay akla gelmeyecek harika bir cevap:

Bizim dilimizde gelecek zamanla ilgili fiiller (gele- ceksin, gide- ceksin, yiye-ceksin, içe- ceksin, ata- caksın, tuta- caksın” gibi sözcüklerle ifade edilir… Bu yüzden konuşurken sık sık “ceksin”,”caksın” diyoruz. Ama bunun Amerikalı Jackson’la ilgisi yok!

FRANK

Bu da aynı siteden bir fıkra..

Bir Arap aile İrlanda’ya göç etmiş.

Çocukları okula başlamış.

İlk gün öğretmen sormuş:

Oğlum senin adın ne?

– Muhammet öğretmenim…

– Olmaz, demiş öğretmen, o senin eski adın bundan sonra senin adın Frank olsun…

Çocuk akşam eve gitmiş. Annesi:

– Muhammet okulda ne yaptın, diye sorunca:

– Anne benim adım Frank, demiş çocuk, bana bundan sonra Frank diyeceksiniz…

Annesi sinirlenip iki tokat atmış..

Akşam da babası aynı sözleri duyunca Muhammet’i güzel bir dayaktan geçirmiş.

Ertesi gün çocuğun yüzündeki şişlikleri gören öğretmen merakla sormuş:

– Bu ne hal evladım ne oldu sana?

Çocuk ağlamaklı:

– Dün akşam Arapların saldırısına uğradım öğretmenim…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx