Yiyeceklerdeki Antibiyotiğin Zararları

yiyeceklerdeki antibiyotiğin zararları

Antibiyotikleri normalden daha sık almak tehlikeli ve etkisiz bir uygulamadır. Çünkü antibiyotikler, mantar büyümesi gibi rahatsızlıklara sebep olan “bozulmuş bağırsak ortamı”nı yaratırlar. Ancak bunların sisteminize girmesinin dolaylı bir yolu daha vardır ve kaçınmak daha zordur. Bu da; çiftlik hayvanları üretimindeki aşırı antibiyotik kullanımıdır.

Birçok sağlık uzmanı antibiyotiklerin fazla kullanımının, geleneksel tıbbi ürünlerle tedavi edilemeyecek kadar dirençli bakterilerin üremesine yol açtığına inanmaktadır. Tehdit o kadar ciddi ki, İngiltere hükümeti halkını, doktorlarını ve hemşirelerini rastgele antibiyotik reçeteleri yazmaya ve yazdırmaya karşı aktif olarak eğitmeyi deniyor. Özellikle de işe yaramadıkları genel soğuk algınlığı ve nezle gibi viral enfeksiyonlar için.

Ancak, yemek zincirindeki antibiyotiklerin daha sinsi olan bir başka kaynağı da, çiftlik hayvanları üretiminde şok edici miktarda kullanılmasıdır.

Amerika’da üretilen antibiyotiklerin %80’inden fazlasının, et ve tavuk yetiştiricileri tarafından kullanıldığı tahmin edilmektedir. Geniş çaplı çiftliklerde hayvanlar, aşırı kalabalıkta oluşan hastalıklardan ve bulundukları sağlıksız ortamlardan korunmak için düzenli olarak antibiyotiklerle beslenirler.

Amerikan Halk Sağlığı Derneği, Amerika Enfeksiyon Hastalıkları Derneği ve Dünya Sağlık Örgütü de dahil birçok sağlık kuruluşu, son yıllarda antibiyotiklerin rutin kullanımını sınırlandırmaya çalışmaktadır. Ancak et ve kümes hayvanları endüstrisi, bu tutumlarını değiştirmekten çok uzaktadır.

Bu sağlık kuruluşlarının ve araştırmacıların en büyük endişesi, insan nüfusunda tedavi edilmesi çok zor ve hatta ölümcül olan dirençli bakterilerin son yıllardaki büyük artışıdır.

Dünya Sağlık Örgütü, Gıda ve Tarım Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü; “antimikrobiyallerin insan dışı kullanımından oluşan dayanıklı organizmalara bağlı olarak insan sağlığında kötü sonuçların doğması konusunda bariz kanıtlar vardır. Aksi halde oluşmayacak enfeksiyonları içeren bu sonuçlar; başarısız tedavi (bazı durumlarda ölüm) sıklığını ve enfeksiyon ciddiyetini artırmıştır” sonucuna varan ortak bir kağıt yayınlamıştır.

Alışılagelmiş antibiyotiklere dirençli olan enfeksiyonlar, Amerika’da, AIDS’ten daha fazla insanı öldürüyor ve yılda 20 milyar dolarlık sağlık hizmetine mâl oluyor. Ama hala gittikçe daha fazla antibiyotik, çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanılıyor. Bu, hastalıkları tedavi etmek değil, büyük ölçekli çiftliklerde çok kötü koşullarda tutulduklarından enfeksiyon olasılığı yüksek olduğu içindir.

Çiftlik Hayvanlarının Antibiyotiğe Daha Fazla Maruz Kalmalarının Sebebi

çiftlik hayvanlarına uygulanan antibiyotik

Hayvanlarda uzun dönemli antibiyotik tüketiminin, ne gibi bir etkisi olduğu ve bize ne kadarının geçtiği konularında fikir sahibi değiliz.

Bifteğiniz veya tavuğunuz olan hayvana yapılan antibiyotiğin dozu aslında, muhtemelen et ve kümes hayvanları endüstrisinin Gıda ve İlaç İdaresi’ne verdiği rakamlardan daha fazladır. Çünkü Amerika’daki çiftlik hayvanlarının beslendiği yiyeceklerden gelen antibiyotik kalıntıları olan ikinci bir antibiyotik kaynağı vardır.

Mısırlı yem, etanol yakıt üretiminin büyüyen endüstrisi için bir yan üründür. Etanol, mısırdan imal edildiğinde, büyük miktarlarda bakteri oluşur. Bunu kontrol etmek için, üreticiler karışıma antibiyotiği boşaltır.

Etanol çıkartıldığında, antibiyotik kalıntılarıyla birlikte olan artık mısırlı yem büyük baş hayvanların ve tavukların beslenmesi için yollanır. Yani çiftlik hayvanları çift doz antibiyotik almış olur. Etanol üretiminde kullanılanların düzenlemesiz olmasından dolayı, bu uzun dönemli antibiyotik tüketiminin onlar üzerinde ne gibi bir etkisi olduğu ve bize ne kadarının geçtiği konularında gerçekten fikir sahibi değiliz.

Yiyeceklerdeki Antibiyotikler

yiyeceklerdeki antibiyotikler

Yediğimiz etteki antibiyotik kalıntıları, sağlık problemlerine sebep olabilir mi?

Yiyecek üretimindeki antibiyotikler hakkındaki tartışmaların odağının çoğu; insan nüfusu üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip mutasyona uğramış, ilaçlara dirençli bakterilerin oluşumu konusundadır. Ancak yediğimiz etteki antibiyotik kalıntıları, sağlık problemlerine sebep olabilir mi?

Kopenhag Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma,  sosisteki antibiyotik kalıntıların, faydalı bakterileri hedeflediğini ve işlenmiş ete bağlı olarak bakteriyel enfeksiyon salgınlarının arkasında olabileceğini bulmuştur. Antibiyotik kalıntıları olan bu etleri yemenin, bağışıklık sistemi için önemli olan hayati bağırsak bakterilerimize yaptıklarını ölçmek oldukça güçtür.

Yemeğimizdeki antibiyotiklerin bir başka bilinen kaynağı ise, inek sütündeki kalıntıların yaygınlığıdır. Süt üretimi için büyükbaş besi yeri, mısır yeminden elde edilen aynı etanolü kullanır ve hayvanları aynı antibiyotiklerle tedavi eder.

Direkt ilaç kurumundan süt sağılmadan önce hayvanlara para iade süresinin olması beklenmektedir ancak bulunan antibiyotik ihlallerinin miktarı, Gıda ve İlaç İdaresi’ni sütü adamakıllı test etmeye başlaması için sonunda zorlamaktadır (gerçi her zamanki gibi sonuçların gelmesi uzun sürecek ve endüstriyle uzlaşma, tüketici sağlığından daha önemli olacaktır).

Süt ve Etteki Antibiyotik Kalıntılarından Nasıl Kaçınabilirsiniz?

et ve sütteki antibiyotikerden nasıl kurtulunur

Çoğu günlük süt de, yüzlerce hatta binlerce büyükbaş hayvandan sağıldıktan sonra hepsi karıştırılarak şişelenir.

Eğer düzenli olarak süpermarketinizden aldığınız ucuz etleri (tavuk veya biftek gibi) yiyorsanız, büyük ihtimalle içlerinde çeşitli hormonlar ve hayvanlara veya yiyeceklerine, büyümelerini ve şişmanlamalarını hızlandıracak başka kimyasallarla birlikte antibiyotikleri de alıyorsunuz demektir.

Çoğu günlük süt de, yüzlerce hatta binlerce büyükbaş hayvandan sağıldıktan sonra hepsi karıştırılarak şişelendiği için risklidir.

Sonuç

Yiyeceğinizdeki antibiyotik kalıntılarından kaçınmanın en iyi yolu; organik, otla beslenmiş hayvanların eti ve sütünü almaktır. Organik çiftçilerin, et ve süt üretimlerinde antibiyotik kullanmaları yasaklanmıştır ve ot yiyen hayvanların süt ve etleri, mısır atıklarıyla beslenenlere göre daha sağlıklıdır.

Evet, bu biraz daha pahalıdır. Vereceğiniz karar, sağlığınız için ve hatta çocuklarınızın gelecekteki sağlığı için harcadığınız fiyatı düşürecektir.

Sonuçta, üreticiler tüketicileri takip etmek zorundadır. Ne kadar çok insan yüksek kaliteli organik ürünler talep ederse, o kadar çok çiftçi bu yönteme geçecektir, fiyatlar düşmeye başlayacak ve umarım çiftlik hayvanlarını antibiyotikle besleyen bu tehlikeli uygulama temelli olarak son bulacaktır.